Garip şiir akımı, Orhan Veli öncülüğünde ortaya çıkmış ve adını Garip Dergisinden almıştır. Garip Akımının diğer temsilcileri Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday olup bu akımın temsilcilerine “Garipçiler” denmektedir. Garipçiler, şiirin sokaktan başlayıp her kesime hitap etmesi gerektiğine inanmış ve bu görüşü yaymak için Garip Hareketinin bünyesinde toplanmışlardır. Bu makalemizde birçok önemli şairimizin temsilcisi olduğu Garip Akımını inceleyeceğiz.
Garip Şiirinde Dil ve İçerik
Garipçiler ortaya çıkış amaçlarından sapmayarak şiirlerinde çağdaşlarına nazaran ‘garip’ denebilecek konuları işlemiş, bunun yanında yine çağdaşlarından farklılaşarak garip denebilecek açık ve sembolizmi yoğun olmayan bir dil kullanmışlardır. Garip şiirinin içeriğine gösterilebilecek en iyi örnek belki de Garip Hareketinin Öncüsü Orhan Veli Kanık’ın “İstanbul’u Dinliyorum” şiiridir. Garip Akımının önde gelen temsillerinden biri olan bu şiirde Orhan Veli, derin imgelerden kaçınmış ve anlatmak istediklerini okuruna açıkça, Garipçe ifade etmiştir. Bunun yanında Garip Şiirine bir başka örnek olarak Orhan Veli’den “Şoförün Karısı” ve “Eski Karım” gibi Garip şiirleri gösterilebilir. Orhan Veli bu şiirlerinde Garip Akımının öncüsü olarak sade dil kullanımında rüşdünü ispatlamış, bir Garipçi gibi şiirde sembolizmden olabildiğince kaçınmıştır. Bunun yanında Garip Akımının öncüsü Orhan Veli şiirlerinde gündelik olmayan, uç içerikleri işlemeyip şiirlerini adeta sokaktan alarak Garip Akımını ortaya atmıştır. Bunun yanında Garip akımının bir başka temsilcisi olan Melih Cevdet Anday’ın “Yaz Sonu Şiirleri” ve “Yanyana” şiirleri de Garip Akımında yalın içerik seçimine örnek gösterilebilir.
Garip şiir Akımına dair bir başka ayırt edici özellikse Garipçilerin şiirlerinde, İkinci Yeni ve Mavicilerin aksine, alabildiğine imgelerden ve yoğun sembollerden kaçınmasıdır. Bu durumu Garipçilerin yalın anlatımı savunmalarının bir tezahürü, Garip Şiirine bir yansıması olarak görebiliriz. Pek tabii yalın bir anlatım ve sade bir dili savunan Garip Akımının mensuplarından sık sık şiirde imge kullanımı göremiyoruz. Ancak Garipçilerin şiirlerindeki bu imge yoksunluğunun anlatımı sığlaştırdığını düşünmek abes, garip olacaktır. Zira Garipçiler de biz okurlar gibi imgeyi şiirden kaldırmanın ne anlama geldiğini iyi biliyorlardı. Bu sebepledir ki Garipçiler şiirlerinde yalın fakat çarpıcı, akılda kalıcı sözcük seçimleriyle şiirlerinde imge eksikliğini okurlarına hissettirmemeye çabalamıştır. Bir başka deyişle İkinci Yenicilerin imge ve soyut sembollerin sırtına bindirdiği sanatsal anlatım yükünü Garipçiler somut olgulara ve gündelik hayata indirgemişlerdir. İşte birçok dönemi edebiyatçıları ve okurları da Garipçileri bu imgece sanatsal anlatımın kaybolmasından ötürü suçlamış, Garip Şiirini bugünkü tartışmalı ve ihtilaflı yerine yerleştirmiştir.
Garip Şiirine dair bir başka eleştiriyse Garipçilerin şiirlerindeki içerik seçimi ve sunumu üzerinedir. Garipçiler, çağdaşlarının aksine şiirlerinin içeriklerini gündelik hayattan ve sokaklardan alıp bunları bir “imgeye dökme” derdine düşmeden olduğu gibi aktarırlardı. Elbette Garipçilerin şiir dünyasındaki bu tutumu birçok eleştiriyi de beraberinde getiriyordu ve bu eleştirinin başında da şiirin gündelik, garip konularla içeriğinin boşaltılması geliyordu. Orhan Veli ve öncülüğünü yaptığı Garip Akımıysa şiirin asıl içeriğinin sokaklarda olup şairlerin bu konuları sade bir dille ve yalın bir anlatımla işlemesini salık veriyordu. İşte bu tezleri nedeniyle Garip Akımı bugüne kadar tartışmalı kimliğini korumuş, Garipçiler tarih boyu süregelen şiirde üslup savaşlarında kendilerini yalın dil ve sade anlatımın saflarında konumlandırmıştır. Bu sebeple de Garipçiler şiirlerinde her daim basit bir anlatım ve içeriği benimsemiş, tabiri caizse “garip” olmaktan geri durmamışlardır.
Akım Temsilcileri

Her nasıl ki felsefe dendiğinde Sokrates’i bir kenara ayırıyorsak, Garip Şiirinde de Orhan Veli’yi aynı şekilde ayırmamız gerekir. Zira Garip Akımının fikir babası Orhan Veli hem yazdığı şiirler ve açtığı yolla Garipçilerin öncüsü olmuş, hem de aynı zamanda yazdığı deneme ve eleştirilerle Garip Akımının sözcüsü olarak İkinci Yenicilerle ön cephede savaşa tutuşmuştur. İşte konu Garipçilere geldiğinde Orhan Veli’yi ve diğerlerini bu sebeple ayırmak gerekir. Garip Akımının hem fikir babası, hem de başarılı bir uygulayıcısı olan Orhan Veli; yayımında rol oynadığı Yaprak ve Garip Dergileriyle biz şiir severlere bugünlere kadar miras kalan bir arşiv bırakmış ve Garip Akımını ortaya atarak Türk Şiirini ileri götürmeye çabalamıştır. Garip Akımının öncüsü Orhan Veli’nin ölümü demişken Garipçi Şairin trajik, bir o kadar da garip vefatından da bahsetmezsek olmaz. Garipçi şair, çukura düşerek kafasına bir darbe almış, günler sonraysa fenalaşarak hayatını kaybetmiştir.
Garip Akımına yöneltilen eleştirilerin haklılık payı bulunsa da Garipçilere haksızlık etmemekte fayda vardır. Zira Garip Akımı temsilcilerinin hepsi de edebiyatla hemhal kimselerden mürekkep olup bu Garipçiler vaktiyle mütercimlik faaliyetleriyle de günümüz literatürüne yabancı dillerden pek çok eser kazandırmışlardır. Örneğin Garip Akımının avangart ismi Orhan Veli’nin Charles Baudelaire ve Arthur Rimbaud çevirileri, Garip Akımının bir diğer temsilcisi Melih Cevdet Anday’ın Ezra Pound ve Edgar Allan Poe çevirileri, son olarak Garip Akımın diğer büyük temsilcisi Oktay Rifat’ın Yves Bonnefoy çevirileri dönemin sınırlı kaynaklarında şiir severlere Garipçiler tarafından armağan edilmiştir. Bu gibi çeviri faaliyetlerinin yanı sıra düzyazı, nesir, olarak da birçok öykü ve denemeler yayımlayan Garipçiler, repertuvarlarını epey geniş tutmuşlardır. Ayrıca Garip Şairlerinin Garip haricinde çıkardığı bir diğer dergi olan ve ismini tek yaprakta basılmasından alan Yaprak dergisine de Garipçi Şairler Makalemizin ilerleyen kısımlarında değineceğiz.
Hareketin Toplu Şiir Kitabı
Garip Şiir Kitabı, Orhan Veli’nin tavsiyesiyle bir diğer Garip şairi Melih Cevdet Anday ve yine Garipçi Oktay Rifat’ın da katılımıyla çıkarılan; içinde Melih Cevdet’ten 16, Oktay Rifat’tan 21 ve Orhan Veli’den 24 şiir bulunan bir kitap olup Garip Hareketinin ortak bir ürünüdür. 1941 yılında ilk defa basılan Garip Kitabındaki birçok Garip şiiri öncesinde Varlık, Oluş ve İnsan gibi dergilerde halihazırda yayımlanmıştı. Garipçi Melih Cevdet Anday Garip kitabının ismini açıklarken o dönem Garip şiirleriyle bu derece alay edildiği için kitabın ismini Garip koyduklarını sonradan verdiği bir ropörtajda açıklamıştır. Garip’te Kitâbe-i Seng-i Mezar’ın da yer bulmasıyla başta Yusuf Ziya Ortaç olmak üzere Garipçilere epey tepki gösterdi, Garip Hareketini resmen kınadı. Bunun yanında Garipçileri destekleyenlerle birlikte büyük çoğunluğun onların “Garip” şiir anlayışına karşı olduğunu hatırlatmakta da fayda var. Bu veri, Garipçilerin çok da destek görmemesine rağmen Garip Akımının doktrinlerini canla başla savunarak üretmeye devam etmelerini daha da hayranlık verici kılıyor.
Yaprak Dergisi

Garipçiler Garip Şiir Kitabının yanı sıra Ocak 1949 ve Haziran 1950 arasında “Yaprak” adlı bir dergi çıkarmışlardır. Garipçiler bu derginin tek yaprağa arkalı önlü basılmasından ötürü bu dergiye Yaprak adını vermişlerdir. Garipçilerin şiirlerini yayımladığı bu dergi Garip Şiir Kitabının ardından Garipçilerin temel eserlerinden biri olup Garip şiirinin başarılı bir temsilidir. Garipçilerin çıkardığı bu Yaprak dergisi son baskısını 1 Şubat 1951’de Garipçi Orhan Veli’nin ölümü üzerine yaptı. Garipçilerin öncüsü Orhan Veli’nin morgda cebinden çıkan bir başka Garip Şiiri olan “Aşk Resmi Geçidi” şiiri de Garipçilerin bu son toplu eserinde yer buldu. Geride kalan Garipçiler Orhan Veli’nin ölümünün ardından kendisini böyle onore ettiler ve Garip Akımının kurucusuna son bir kez saygı duruşunda bulundular. Bunun yanında Garip Akımının Öncüsü Orhan Veli’nin ölümünden sonra Garip Akımının Türk Şiirini etkilemeye devam ettiğini söyleyebiliriz fakat Garip Akımı bir daha hiçbir zaman böylesine organize hareket edemedi.