İkinci Yeni Şiir Akımı, 1950’lerin sonlarında Garipçilere karşı ortaya çıkmıştır. İmgesel ve kapalı bir şiir sunan İkinci Yeni Akımı, İkinci Yeni Şairlerinin organize bir hareketi olmadan doğmuştur. İkinci Yeniciler, şiiri sokaktan alıp tekrar göğe çıkarmış ve adeta İkinci Yeni Akımıyla bir devrim gerçekleştirmiştir. Bunun yanında İkinci Yeni Şairleri kapalı üslupları sebebiyle pek çok kesimden sert eleştiriler toplamıştır.

Akımın Ortaya Çıkışı

Bahsettiğimiz gibi İkinci Yeni, organize bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. Aksine İkinci Yeni, Garipçi Şiirden bıkmış okurlara yeni bir şeyler sunmak için İkinci Yeni Şiirini ortaya çıkarmıştır. Garip Şiirinin “yavanlığından” bıkan okurlar İkinci Yenicileri adeta “Garipçilere Karşı İkinci Yeni” gibi görüyordu. İkinci Yeniciler sadeleşen bu dil anlayışı ve şiire çıkış amaçları olarak karşı durmuşlardır. İkinci Yenicilerin şiir anlayışına karşı olan Garipçilerin şiirleri önceleri beğenilmiş, zamanlaysa şiiri sadeleştirdiği gerekçesiyle okur nezdinde karşılığını kaybetmiştir. Okurlar zaman içerisinde İkinci Yeni şiirine ısınmış ve İkinci Yeni Şairlerini ön plana çıkarmıştır. Çünkü bu yavanlıktan sıkılan halk çareyi İkinci Yeni Şiirinde bulmuştur. Garipçilerin tahtına oturan İkinci Yenicilerse onların dil anlayışına tamamen karşıdır. Garipçiler şiirlerinde sade ve gündelik bir dil tercih ederken İkinci Yeni Şiiri bunun tam aksine imgeler ve sembollerle doludur. Özetle İkinci Yeniciler, şiirin bu gündelik dilinden rahatsız oldukları için ortaya Birinci Yeni’nin (Garip) ardından İkinci Yeni Şiirini attılar.

İkinci Yeni Şiirini doğuran bir başka sebepse anlamın sınırlarını zorlama istencidir. İkinci Yeniciler şiirlerinde kapalı ve imgesel bir üslup kullanarak İkinci Yeni Şiirini adeta dış dünyaya kapadı. Bunun yanında İkinci Yeni Şiiri, imgelerin yanında çağrışımlara da pek değer vermekteydi. Garipçilerin aksine İkinci Yeniciler olguları doğrudan yazarak okura aktarmak yerine bunu farklı araçlarla, mesela işaret ederek yapıyorlardı. İkinci Yeni bu sebeple okuyucunun şiiri yorumlamasını beklemiştir. Tıpkı ünlü filozof Herakleitos’un fragmanlarındaki üslubu gibi İkinci Yeniciler de okurlarına yalnızca işaret etmişlerdir göstermek yerine. Bu nedenle İkinci Yeni Şairleri ve İkinci Yeni Şiirleri yalnızca aktif bir düşünme ve okuma süreciyle anlaşılabilir. İkinci Yeni için bu gibi sebeplerle “örtülü” tabirini kullanmak yerinde olacaktır. Çünkü hem İkinci Yeni Şiiri, hem de İkinci Yeniciler şahsına münhasır kimselerdi. İkinci Yenicilere tek tek değindiğimizde siz de İkinci Yeni Şairlerinin ne kadar “orijinal” kimseler olduklarını göreceksiniz. Ayrıca İkinci Yeni Şiirinin bu üslubu sebebiyle aldığı eleştirilere de değineceğiz.

İkinci Yeni Şiiri

İkinci Yenicilerin şiirindeki bir diğer ayırt edici unsur da İkinci Yeni Şiirlerinin toplumdan ziyade bireyin iç dünyasına hitap etmesidir. Mavicilerden bu noktada ayrılan İkinci Yeniciler, şiirlerinde öznel ve bireysel anlatımlarla deneyimlerden yararlanarak İkinci Yeni Şiirini diğer akımlardan ayırmışlardır. İkinci Yeniciler bu anlayışla bireyin duygularına ve bilinçaltına yönelerek İkinci Yeni Şiir anlayışıyla okurun bilinçaltındaki kelime öbeklerini gün yüzüne çıkardılar. Batı Edebiyatı Akımlarından olan Sürrealizm ve Dadaizm’den etkilenen İkinci Yeniciler, olağandışı kelime öbekleri kullanarak bu akımları İkinci Yeni Şiirine taşıdılar. Aynı zamanda İkinci Yeniciler, mantık dışı imge kullanımlarıyla İkinci Yeni Şiirini diğer tüm şiir akımlarından ayrı bir noktaya taşıdı. Çünkü bu sayede İkinci Yeni Şiiri, soyut ve öznel şiirlerin çatısı haline geldi. Ayrıca İkinci Yenicilerin şiirlerinde dil kurallarının bilinçli olarak bozulmasıyla İkinci Yeni Akımı, özgür ve ölçüsüz şiirin bir temsili haline geldi. Özetle şiirlerinde alışılmamış ve mantık dışı imgeler ve semboller kullanan İkinci Yeniciler, uyaksız ve ölçüsüz “İkinci Yeni Şiirini” okura tanıttılar.

İkinci Yeni Şairleri

İkinci Yeni Şairi Cemal Süreya Gülümserken
Cemal Süreya

Bir başka İkinci Yenici Şair olan Cemal Süreya’nın “Üvercinka” şiiri, aşkı çağrışımlarla, imgelerle örerek anlatan ve İkinci Yeni’nin dil oyunlarını zirveye taşıyan örneklerdendir. Şiirlerinde İkinci Yeni’yi benimseyen şair anlamdan çok sezgiye, duyguya yönelen şiirleriyle İkinci Yeni anlayışını ortaya koymuştur. İkinci Yenici Şair, yaşamı boyunca İkinci Yeni Akımı ve aşkı harmanlamış, bunun bir getirisi olarak da kendisi, platonik aşıkları İkinci Yeni’ye ısındıran şair olmuştur. Bunun yanında İkinci Yenici Şair, İkinci Yeni Şiirinde sanatını direkt olarak dille icra etmiş ve bu sayede İkinci Yeni’nin kapalı üslubunu ilerletmiştir. Fransız edebiyatına olan ilgisi, politik yönü ve güçlü aşk temalarıyla tanınan Süreya, İkinci Yeni Şiiriyle dil arasında erotik bir ilişki kurmuş; İkinci Yeni’nin en estetik, en duyarlı kalemlerinden biri olmuştur.

İkinci Yeni Şairi Ece Ayhan
Ece Ayhan

İkinci Yeninin öncü şairlerinden Ece Ayhan “Meçhul Öğrenci Anıtı” şiiriyle, toplumsal eleştiriyi İkinci Yeni bağlamında tarihi göndermelerle dolu ve alışılmadık bir biçimde işleyerek İkinci Yeni’nin sınırlarını genişletmiştir. İkinci Yeni’nin öncü şairi, şiiri yalnızca bireysel değil aynı zamanda politik bir alan olarak gören İkinci Yeni yaklaşımını ortaya koymuştur. İkinci Yenici Şair şiirlerinde kullandığı kapalı üslupla İkinci Yeni Sembolizmini arşa çıkarmıştır. Bunun yanında kendisinin İkinci Yeni Şiiriyle harmanladığı “başıbozuk” tarzı onu edebiyatımızın ve İkinci Yeninin en özgün şairlerinden biri yapmıştır. Ece Ayhan, her ne kadar İkinci Yeni’nin öncülerinden olsa da onun şiirlerinin İkinci Yeni’nin de önüne geçtiğini söylemek gerekir. Hayatı boyunca toplumun dışladığı figürleri ve cinsel kimlikleri İkinci Yeni Akımıyla şiirine taşıyan Ayhan, İkinci Yeni’nin soyut diline özgürlükçü ve kendi ifadesiyle ‘başıbozuk’ bir içerik eklemiştir.

İkinci Yeni denince akla gelen ilk şairlerden biri olan İkinci Yenici Edip Cansever’in İkinci Yeni’ye iyi bir örnek olan “Masa da Masaymış Ha” şiiri, nesnelerin iç dünyasını konuşturarak İkinci Yeni’nin soyutlama ve çağrışıma dayalı şiir anlayışını yansıtan güçlü bir örnektir. İkinci Yenici Şair, dilin yalnızca insanlar için değil, eşyalar için de bir anlatım alanı olduğunu savunmuştur. Ticaretle uğraşmasına rağmen hayatını edebiyata adamış olan İkinci Yeni Şairi Edip Cansever, bireyin iç dünyasındaki çatışmaları, modern hayatın ruhsal etkilerini İkinci Yeni Şiiriyle ifade etmişti. İkinci Yeni onun için yalnızca bir biçim değil, insanı anlamanın ve anlatmanın yenilikçi bir yoluydu. İkinci Yeni Şiirini başarıyla temsil etmiş İkinci Yenici Şair, bugün İkinci Yeni denilince akla gelen ilk isimlerden olmasıyla da İkinci Yeni Şiirinin ne denli hakkını verdiğini bizlere göstermektedir.

İkinci Yenici Turgut Uyar
Turgut Uyar

İkinci Yenici Şair Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı” şiiri, aşkla dolup taşan bir ânın, sıradan görünen bir vakitte nasıl sonsuzlaşabileceğini İkinci Yeni üslubuyla gösterir. İkinci Yenici Şair, yaşamı boyunca İkinci Yeni aracılığıyla bireyin iç dünyasını keşfetmenin şiirsel değerini vurgulamıştır. İkinci Yenici Şairin askerlikten sivil yaşama geçerek hayatına yeni bir yön vermesi, onun şiirinde de kendini bulan dönüşümlerin, belki de İkinci Yeni’nin, habercisidir. İkinci Yeni’deki soyut dil, onun kaleminde insâni, derin ve samimi bir tona bürünür. İkinci Yeni Şiirinin usta kalemlerinden olan Turgut Uyar, yaşamı boyunca geleneksel şiir de dahil olmak üzere farklı tarzlarda şiirler yazmış olsa da kendisini dosdoğru bir hükümle İkinci Yeniciler arasında değerlendirmek gerekir. Zira onun şiirlerindeki esintiler de hep İkinci Yeniyi andırır vaziyettedir.

İkinci Yeni Şairi İlhan Berk’in “İstanbul’dan” şiiri, kentin tarihsel ve coğrafi katmanlarını çağrışımsal bir dil ve İkinci Yeniyle birleştiren modern bir anlatı kurar. İkinci Yenici Şair, İkinci Yeni Şiirinde sözcüğün sınırlarını zorlamayı bir sanat anlayışı hâline getirmiş ve bunu İkinci Yeni Akımının merkezine yerleştirmiştir. Bodrum’daki sade hayatında bile evrensel mitlerden, tarihsel figürlerden kopmayan Berk, İkinci Yeni’nin en deneysel ve en özgür kalemlerindendir. İkinci Yenici Şairin şiirlerinde anlam genellikle üstü kapalı, çağrışımsal yaklaşımlarda gizlidir. Ayrıca İkinci Yenici Şairin yaşamı boyunca İkinci Yeni Şiirine örnek teşkil edecek birsürü şiirde imzası olduğunu, gelecek nesillerde İkinci Yeni Akımının yaşatılmasında da epey pay sahibi olduğunu söylemeden geçmemek gerekir. İkinci Yeni Akımına dair makalemizin İkinci Yeni Şairleri ve Temsilcilerine ayırdığımız kısmı bu kadardı.

Akıma Yöneltilen Eleştiriler

İkinci Yeni, Türk şiirinde estetik anlamda bir yenilik ve bireysel duyarlılığın ifadesi olarak büyük bir etki yaratmış olsa da İkinci Yeninin doğduğu günden itibaren birçok eleştiriye maruz kaldığı da aşikârdır. Özellikle İkinci Yeni’ye sıcak bakmayan dönemin toplumcu gerçekçi şairleri, İkinci Yeni’yi toplumsal bilinçten uzak, halktan kopuk bir şiir anlayışı olarak değerlendirmiştir. İkinci Yenicilerin Aksine onlara göre sanat, toplum için olmalıydı. Dolayısıyla halkın sorunlarına sırtını dönen İkinci Yeni anlayışı kabul edilemezdi. İkinci Yeni Şiirine yönelik eleştiriler arasında en sık dile getirilen noktalardan bir diğeriyse, İkinci Yeni şiirinin “anlamsız” olduğu yönündedir. Eleştirmenler, İkinci Yeni Şiirinin kapalı anlatımı, yoğun imge kullanımı ve alışılmadık söz dizimiyle okuyucuyu dışladığını savunmuşlardır. Şiirin bir iletişim aracı olması gerektiğini düşünen eleştirmenler, İkinci Yeni’nin, özellikle halkın anlayamayacağı kadar soyut ve bireysel bir dile yönelmesini şiire karşı bir yabancılaşma olarak değerlendirmiştir. İkinci Yeni’ye karşı çıkan bu görüşe göre, şiirin anlaşılmaz olması, onun derinliğini değil; iletişim gücünü zayıflattığını gösteriyordu.

İkinci Yeni Şiirine yöneltilen bir başka eleştiriyse İkinci Yeni’nin toplumsal gerçeklerden uzak, bireysel bunalımlara odaklandığı yönündedir. 1950’li yılların siyasi ortamında, özellikle sosyal adaletsizliklerin, işçi sınıfının sorunlarının gündemde olduğu bir dönemde; bireyin yalnızlığı, iç sıkıntısı, soyut imgelerle dolu İkinci Yeni ve duygusal çatışmalar kimi çevrelerce “lüks” ve “kaçış” olarak değerlendirilmiştir. Bu açıdan İkinci Yeni şiiri, gerçek dünyadan kopuk bir sanat anlayışının temsilcisi olarak görülmüş, İkinci Yeni yalnızca elit kesme hitap etmekle suçlanmıştır. İkinci Yeni’ye yöneltilen eleştirilerin bir kısmı da şiir tekniği ve yapısal anlamdadır. İkinci Yeni’ye karşı duran kimi eleştirmenler, İkinci Yeni şairlerinin dilde aşırıya kaçtığını, anlamın yerini biçimsel denemelerin aldığını, İkinci Yeni Akımında şiirin içeriğinden çok görünümüne odaklanıldığını savunmuştur. İkinci Yeni tarafından dilin sınırlarını zorlamak, imge yaratmak adına yapılan deneysel söyleyişler bazı kesimlerce yapmacık bulunmuş ve İkinci Yeni’nin şiirin doğallığına zarar verdiği söylenmiştir. Bu bağlamda, anlamı geri plana iten İkinci Yeni anlayışı, sanatın özüyle çelişkili görülmüştür.

Ancak İkinci Yeni’ye yöneltilen tüm eleştirilere rağmen, İkinci Yeni’nin şiirde bir kapı açtığını inkâr etmek İkinci Yenicilere haksızlık olacaktır. Çünkü İkinci Yeni’de eleştirilere konu olan bu yönler, aynı zamanda İkinci Yeni’nin ayırt edici özelliklerini de oluşturur. İkinci Yeni şiirinin anlamı tek boyutlu bir zeminden kurtarıp çok katmanlı bir yapıya dönüştürmesi, İkinci Yenicilerin bireyin iç dünyasına, bilinçaltına ve sezgiye alan açması, modern Türk şiirinin gelişiminde “İkinci Yeni” başlığı altında büyük bir rol oynamıştır. İkinci Yeniye yönelik eleştiriler, İkinci Yeni Şiirine karşıdan bakıldığında anlamlıdır; fakat İkinci Yeni’nin yaptığı tam da bu eleştiri noktalarına dokunarak şiirin sınırlarını genişletmek olmuştur. Dolayısıyla Türk Şiir Geleneği’ne böylesi bir katkıda bulunan İkinci Yenici Şairlere haksızlık etmemeli, şiirimize kattıkları İkinci Yeni anlayışından ötürü onlara haklarını vermeliyiz.