Ece Ayhan Çağlar, 10 Eylül 1931’de dünyaya gelmiştir. İkinci Yeni’nin özgün şairlerinden olan Ece Ayhan, şiirlerini kapalı bir üslup ve alışılagelmedik bir dil anlayışıyla kurgulamış, bu tarzı da Ece Ayhan’ın pek çok eleştiri toplamasına sebep olmuştur. Ece Ayhan günümüz edebiyatında, Bakışsız Bir kedi Kara-Ece Ayhan eseriyle ün salmıştır. Bu makalemizde sizlere bizim gözümüzden Ece Ayhan’ı anlatacağız.
Gençlik Yılları
Ece Ayhan, 1931’in 10 Eylül’ünde Muğla’da dünyaya geldi. Eğitim hayatında disiplinli fakat sorgulayıcı bir tutum takınan Ece Ayhan, Mülkiye’de okudu. Ece Ayhan’ın düşünsel gelişiminde önemli olan bu okul, Ece Ayhan’a siyasi konularda eleştirel bir bakış kazandırdı. Ece Ayhan’ın bu genç yaşta kazandığı sorgulayıcı ve eleştirel bakış açısı, Ece Ayhan’ın şiirlerine de yansımış ve İkinci Yeniciler arasında Ece Ayhan adının geçmesinin de temel sebebi olmuştur. İkinci Yeni Şiirinde de Ece Ayhan gibi sorgulayıcı bir içerik kullanılmakta, bu açıdan Ece Ayhan’ın şiir karakteristiğine tam olarak uymaktaydı. Bahsettiğimiz üzere Ece Ayhan’a bir siyasi bakış açısı ve farkındalık kazandıran Mülkiye, aynı zamanda Ece Ayhan’ın şiirlerinde de bu yönden epey iz bırakmıştır. İşte tam da bu gibi sebeplerden Ece Ayhan hakkında konuşurken Mülkiye’nin Ece Ayhan’a kazandırdığı sorgulayıcı bakış açısını es geçmek uygun kaçmaz.
Ece Ayhan, şiir yazmaya genç yaşta başladı. Söylediğimiz gibi Mülkiye, Ece Ayhan’a gençliğinde eleştirel bakışı kazandırmış ve Ece Ayhan Şiirini diğerlerinden ayırmıştır. Ece Ayhan’ın geleneksel üsluba karşı duran bu şiiri, Ece Ayhan’ın İkinci Yenicilerin önde gelenlerinden sayılmasının da başlıca sebeplerinden biridir. Tahmin edilebileceği gibi 1950’lerde zuhur eden İkinci Yeni Akımının en kapalı ve marjinal ismi Ece Ayhan’dı. İkinci Yeni, Ece Ayhan’ın bu bakış açısını geliştirmiş ve Ece Ayhan’ın şiir anlayışını olgunlaştırmıştır. Ece Ayhan bu şiir anlayışıyla dil kurallarını bilinçli bir şekilde yıkmış, adeta ortaya “Ece Ayhan Şiiri” adı altında yeni bir dil koymuştur. Şiirlerindeki alışılagelmedik imgeler, Ece Ayhan’ın kapalı üslubunun bir ürünü olmakla birlikte aynı zamanda Ece Ayhan için yer yer “Anlaşılmaktan Korkan” bir şair de diyebiliriz. Ece Ayhan hakkında bu tabir başta ilginç gelse de Ece Ayhan’ın şiirlerini okuyan biri, okuduğu imgelerdeki derinliği ve anlaşılmazlığı fark ettikçe Ece Ayhan hakkında bu ifademize katılacaktır.

Ece Ayhan, gençliğinde dahi otoriteye mesafeli ve soğuktu. Ece Ayhan’ın yer yer asi davranışlar gösterdiği otorite kavramı, Ece Ayhan’ın edindiği sorgulayıcı bakış açısıyla kazandığı özgürlük istencine ket vurmak isteyen bir canavar olmalı Ece Ayhan için. Zira Ece Ayhan’ın kendisi için kullandığı “Başıbozuk” ifadesi de bizlere bunu göstermektedir. Hatta ve hatta Ece Ayhan’ın şiirlerini okuyan biri, geleneksel ahlaka ve resmi ideolojilere yer yer saldıran bir Ece Ayhan görecektir. Bu sebeple Ece Ayhan, kendi şiiri için “Sivil Şiir” tabirini kullanmıştır. Ece Ayhan’ın ilk kitabı Kınar Hanım’ın Denizleri-Ece Ayhan (1959) kitabı da gençlik döneminin bir ürünü sayılır. Ece Ayhan’ın gençliğinde yayımladığı bu eser, Ece Ayhan’ın geleneksel şiire karşı çıkışını ortaya koymuş ve Ece Ayhan’ın Sivil Şiir’inin erken bir örneği olmuştur. Ece Ayhan’ın bu gençlik yılları yalnızca öylesine geçen seneler değil, Türk Şiirinde bir devrim yapacak olan Ece Ayhan Şiiri’nin olgunlaşma süreciydi.
Sivil Şiir ve Ece Ayhan
Sivil Şiir kavramını ilk defa Ece Ayhan ortaya atmıştır. Sivil Şiir terimi Ece Ayhan için devletin ve resmi ideolojilerin dışında duran şiir anlayışıdır. Ece Ayhan’ın kaleminden çıkıp da toplumun makbul saymadığı bu şiir; Ece Ayhan’ın kurallara ve düzene karşı çıktığı, askeri veya resmi olmayan bir şiir anlayışıdır. Ece Ayhan’ın şiir anlayışı merkezde değil, kenarda ve kıyıda durur. Bu yüzden de Ece Ayhan’ın bu şiir anlayışına “Kıyıda Kalmışların Şiiri” tabiri kullanılabilir. Zira Ece Ayhan da Sivil Şiirde otoriteye mesafeli bir dil kullanarak dışlanmışlardan bahseder. Ayrıca Ece Ayhan radikal bir diğer tercihle, Ece Ayhan’ı Ece Ayhan yapacak olan o anlayışla, şiirlerinde eşcinseller, sokak çocukları, suçlular gibi dışlanmış kimselerden de söz etmektedir. Ece Ayhan’ın bu tercihi Türk Şiiri için fazlasıyla radikal olduğu için böyle bir işe yalnızca Ece Ayhan’ın cesaretiyle kalkışabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Ece Ayhan’ın şiir anlayışında bir diğer anomaliyse tarihe bakıştır. Ece Ayhan, klasik tarih anlatısına karşı çıkıp şiirlerinde tarihe “Ece Ayhan üslubuyla” eleştirel bir bakış getirmiştir. Ece Ayhan’ın aksine tarih, kahramanlar yaratıp onlara methiyeler düzmeye bayılır. Oysa Ece Ayhan’ın şiirlerinde tarih karanlık bir hikayedir. Ece Ayhan’ın şiirlerinde tarihe bakış; Ece Ayhan tarafından parça parça edilmiş, ışık tutulmamış bir moloz yığını gibidir. Klasik tarih anlatısı Ece Ayhan’ın aksine bize bu molozu ışıltılı bir malikane gibi gösterse de Ece Ayhan, bu anlatıya karşı çıkarak tarihi de sorgulanan bir fenomen haline getirir. Bu sayede Ece Ayhan sorgulayıcı bakışını bir adım daha ileriye taşımış, Ece Ayhan Kalemini diğerlerinden farklı kılacak bir diğer ayırıcı tanı koymuştur şiirlerine.
Ece Ayhan aynı zamanda şiirlerinde dil kurallarına da karşı çıkmıştır. Ece Ayhan’ın şiirlerinde alışılmadık kelime ilişkileri göze çarpar. Bu sayede Ece Ayhan, o otorite karşıtı bakışıyla dil kurallarını dahi sorgulamış, Ece Ayhan isminden İkinci Yeni’nin en radikali olarak bahsedilmesinin önünü açmıştır. Ece Ayhan ayrıca şiirlerinde anlamı bile isteye parçalara ayırarak okurlarına Ece Ayhan Şiirinin yalnız okumakla anlaşılmayacağını göstermiştir. Ece Ayhan’ın bu eleştirel ve otorite karşıtı tutumu, bu noktada zirveye ulaşmış ve Ece Ayhan’ı dil kurallarını yeni kelime ilişkileriyle yıkmaya itmiştir. Ece Ayhan’ın yıkmaktan hiç çekinmediği dil kuralları, Ece Ayhan Şiirlerinde son derece esnek ve hatta zarar görmüş bir yapıya sahiptir. Dekor amaçlı kasten çatlatılan camlar gibi Ece Ayhan da dil kurallarını şiirlerinde kasten ve bilinçli olarak parçalamış ve Ece Ayhan şiirini dipsiz bir kuyuya çevirmiştir.
İkinci Yeni ile İlişkisi
Bahsettiğimiz gibi Ece Ayhan, şiirle erken yaşta tanışmıştır. İlk ürünlerini dergilerde yayımlayan Ece Ayhan, bu dönemde bile “Ece Ayhan Üslubundan” vazgeçmiyordu ve klasik şiire mesafe almış vaziyetteydi. Ece Ayhan yayımladığı ilk şiir kitabı olan Kınar Hanım’ın Denizleri (Ece Ayhan) eserinde de bu üslubunu sürdürdü ve adından söz ettirdi. Bu dönemlerde İkinci Yenici çizgiye yaklaşan Ece Ayhan, akımın önde gelenlerinden oldu. Ancak Ece Ayhan her ne kadar İkinci Yeni’ye dahil edilse de Ece Ayhan’ın hiçbir zaman bir “grup şairi” olmadığını söylemekte de fayda var. Evet, Ece Ayhan bir İkinci Yeni şairiydi. Lakin Ece Ayhan hiçbir zaman organize bir İkinci Yeni veya başka bir organize şiir akımının altında eser vermedi. Bunun temel sebebi de bahsettiğimiz gibi Ece Ayhan’ın başıbozuk ve otorite tanımaz, Ece Ayhan’ın ruhundan gelen o özelliğiydi.
Ece Ayhan’ın Hastalığı ve Ölümü
Ece Ayhan, son yıllarında beyin tümörü ve buna bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etti. Bu hastalık, Ece Ayhan’ın fiziksel olarak zayıflamasına neden olarak Ece Ayhan’ın daha da zor bir yaşam sürmesine sebep oldu. Hastalığının ardından Ece Ayhan, yaşamının son döneminde Çanakkale’ye yerleşti. Son yıllarını burada geçiren Ece Ayhan, 12 Temmuz 2002’de hayatını kaybetti. Ece Ayhan, bahsettiğimiz gibi yaşamı boyunca Türk Şiiri için Ece Ayhan imzasıyla yenilikçi bir bakış aramıştı. Her ne kadar pek çoğumuz için Ece Ayhan’ın şiirleri anlaşılması güç olsa da Ece Ayhan, Türk Şiir Geleneği’nin en önemli ve yenilikçi şairlerinden biridir. Bu sebeple Ece Ayhan’ı eleştirecek olan her kim olursa olsun, Ece Ayhan’ın üslubu ve dil kullanımı ne kadar radikal olursa olsun, Ece Ayhan gibi büyük bir şairi eleştirirken ona haksızlık etmeye kimsenin hakkı yoktur.