Cemal Süreya, 1931 yılında Erzincan’da dünyaya gelmiştir. Kimlikteki adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya, İkinci Yeni Şiirinin de öncülerindendi. Çocukluğundan itibaren şiirle büyüyen Cemal Süreya, ilk şiirlerini ortaokul ve lisede yazdı. Esas şiir çalışmalarını teşkil eden eserlerine üniversitede başlamış, mısralarında çoğunlukla romantik bir tutum sergilemiştir. Bu yazımızda Cemal Süreya’yı ve şiir anlayışını işleyeceğiz.

İkinci Yeni ve Cemal Süreya

Kuşku yok ki Cemal Süreya, İkinci Yeni’den etkilenmek bir yana dursun, çağdaşları arasında serbest şiirin öncülerinden olmuştu. Bununla birlikte Cemal Süreya, şiirde gündelik ve yeknesak konulardansa soyut kavramların işlenmesini doğru buluyordu. Bu tutumuyla Garip akımının karşısında duran Cemal Süreya, kendi şiirlerini de bu doğrultuda kaleme almıştı. Bu sebeptendir ki Cemal Süreya’nın şiirlerinde soyut imgelerle anlatılan bir aşkı görürüz hep. Cemal Süreya diyince de akla ilk olarak onun aşk şiirleri gelir. Bunun yanında Cemal Süreya, bahsettiğimiz gibi şiirlerini kapalı bir üslupla yazmıştı. Cemal Süreya’nın bu romantik tutumu, onun İkinci Yeni ile harmanlandığında ortaya harika eserler çıkmasındaki başlıca sebepti. Çünkü Cemal Süreya, soyut bir kavram olan aşkı şiirinin merkezinde tutuyordu. Dolayısıyla İkinci Yeni Akımı da Cemal Süreya için biçilmiş kaftandı. Cemal Süreya’yı Cemal Süreya yapan bir olgu da İkinci Yeni Akımıdır bu sebepten.

Bu gibi sebeplerden şiirinde kapalı anlatıma önem gösteren Cemal Süreya, anlamı hep mısralarına saklamayı tercih etmiştir. Çünkü ona göre şiir, görünenlerin ardına gizlenmeliydi. Gündelik bir olgudan çok olağandışı bir anlatım olmalıydı Cemal Süreya’ya göre şiir. Dolayısıyla Cemal Süreya, okurlarından yüksek bir dikkat ve derin bir düşünce talep eder anlaşılmak için. Tıpkı doğa gibi, Cemal Süreya’nın şiiri de görünenlerin ardına gizlenmektedir. Bu ifadeyi biraz açalım. Söylenebilir ki Cemal Süreya, yalın bir anlatımla yoğun bir sembolizmi tek çatı altında birleştirmiştir. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında Cemal Süreya’nın şiirleri basit, derinlemesine düşünüldüğündeyse bir o kadar anlamlıdır. Hayatı boyunca şiirlerinde bu anlayışı benimseyen Cemal Süreya, anlamı saklayarak okurundan dikkat anahtarıyla kendi şiirlerini açmasını bekler. Sevgi bekleyen bir yar gibidir Cemal Süreya’nın şiirleri. Eğer derin bir şefkatle Cemal Süreya’nın şiirlerine önemser bir gözle bakarsanız, o anlamı göreceksiniz demektir bu. Dolayısıyla bizler de Cemal Süreya’nın şiirlerini anlamak için aktif bir düşünce sürecinde olmalıyız.

İkinci Yeni Şairi Cemal Süreya Gülümserken
Cemal Süreya

Şiir Anlayışı ve Kullandığı Temalar

Bilindiği üzere Cemal Süreya’nın şiirlerinde en belirgin tema aşktır. Aşk kavramını şiirlerinde yıkıcı bir tutkuyla işleyen Cemal Süreya, yaşamında da kendi aşk hayatı içinde hep tutkuyla hareket etmiştir. Onun şiirlerinde de gördüğümüz bu belirgin aşk, hatta erotizm temaları Cemal Süreya’nın en belirgin özelliklerindendir. Şiirlerinde her ne kadar aşkı tutkuyla işlese de, Cemal Süreya Şiirinde aşkın öne çıkan bir diğer neticesi de kırılganlıktır. Aşkı şiddetli bir sevgi olarak gören Cemal Süreya, şiirlerinde aşk kavramının hem tutkulu hem de yıkıcı taraflarını etraflıca işlemiştir. Bir aşk adamı diyebileceğimiz Cemal Süreya, aşkı iki yönüyle birden şiirlerinde işleyerek hayatında aşka dair hiçbir kıvılcım dahi hissetmemiş kimselerin bile içinde bir ateş yakabilecek kadar etkili bir anlatım sergilemiştir. Cemal Süreya, bunun yanında kendi aşk hayatıyla da edebiyat tarihimize damga vurmuş ve aşk hayatıyla da ön plana çıkmıştır.

Tüm İkinci Yeniciler gibi Cemal Süreya’nın şiirinde de öne çıkan en temel özelliklerden birisi imge zenginliğidir. Cemal Süreya, en alışıldık olaylar ve temalardan dahi beklenmedik imgeler çıkarabilmesiyle bilinir. Bizler için yalnızca bir kuş olan kırlangıç, onun için bir ömür tayin edici olabilir örneğin. Cemal Süreya için gündelik nesneler de kolayca yoğun imgelere dönüştürülebilir. Cemal Süreya için her gün görülen şeyler sıradanlaşmak bir yana dursun, her gün yeni bir hayattır. Cemal Süreya, alışageldiği şeyleri normalleştirmektense onları sürekli sürekli tekrar düşünür. Bu sayede yanıbaşında olan olağanüstülüklere alışmayı reddeden Cemal Süreya, her şeyden bir imge çıkarabilme yeteneğini kazanmıştır. Bu sözcük oyunları ve benzetmelerle Cemal Süreya, kendine özgün bir şiir dili kurmuştur. İşte Cemal Süreya’nın imge kullanımı ve hayat akışı, bu şekildedir.

Cemal Süreya’nın şiirlerine damga vuran bir diğer kavram da erotizmdir. Şiirlerinde yaygın olarak açık seçik söylemlere yer veren Cemal Süreya, erotizm ve şiiri birleştirmiştir. Onun şiirlerinde cinsellik, hayvani bir şekilde değil, aksine sanatsal bir şekilde işlenir. Cemal Süreya şiirlerinde insan bedeninin farklı azalarına temas etmiş, bizlere dili ustaca konuşarak çok şey anlatmıştır. Cemal Süreya’nın bu açık seçik söylemleri kimi çevrelerce eleştirilse de o, üslubundan vazgeçmemiştir. Şu açıktır ki Cemal Süreya, şiirlerinde hayvani güdülerden olan şehvettense cinselliği erotik bir biçimde ele almıştır. Dolayısıyla Cemal Süreya’nın şiirlerinde cinsellik, bir tabudan çok sanatın temelinde yatmaktadır. Onun şiirlerini okuyan biri başta Cemal Süreya Üslubuna şaşıracak olsa da zamanla alışacaktır. Çünkü zamanla Cemal Süreya’nın erotik anlatımlarına alışan okur, kafasında tabulaştırdığı cinsellikten vazgeçecek ve sanatın kollarına kendisini bırakacaktır. Bu sayede Cemal Süreya, okurunun ufkunu genişletecek ve ona yeni düşünceler kazandıracaktır şiir hakkında.

Cemal Süreya’nın şairlerimiz arasından temayüz etmesindeki bir diğer etkense onun dili ustalıkla kullanmasıdır. Şiirlerinde anlatmak istediğini bu ustalık sayesinde açıkça ifade edebilen Cemal Süreya, bu derece yalın bir anlatımla anlamı yoğunlaştırmayı da başarabilmiştir. Onun şiirlerini okuyan birisi, ilk başta Cemal Süreya’nın farklı bir dilden konuştuğunu hemen anlayacaktır. Sonradan sonraya Cemal Süreya’nın bu ustalıklarla dolu dil kullanımına alışan okur, zevkten dört köşe bir biçimde her kelimeyi parçalara ayırıp anlamı deşerken bulacaktır kendini. Alışılagelmedik ifadelerle şiirini zenginleştiren Cemal Süreya, adeta bu bakımdan diğer şairlerden ayrılmaktadır. Çünkü Cemal Süreya şiirlerinde anlam adeta A noktasından B noktasına değil; önce A, ardından C, sonra da B noktalarına varmaktadır. Adeta bir kanaviçe hassaslığıyla şiirlerini dokuyan Cemal Süreya, eşsiz benzetmeleri ve metaforlarıyla anlatımını zenginleştirmiştir.

Toplumdan tamamen kopuk olmamakla birlikte Cemal Süreya, şiirlerinde bireye odaklanmıştır. İnsanı kendi kaygıları ve duyguları içinde anlamaya çalışan Cemal Süreya, şiirinde şahsi bir anlatım tercih etmiştir. Bu yolla şiirlerini duygusal eksene kaydırmış, romantik anlatımı merkeze almıştır. Cemal Süreya, şiirlerinde bireyi öyle fevkalade işlemiştir ki onun şiirlerini okuyan biri, adeta kusursuz bir empati yeteneğine sahip gibi hisseder. Kendini bireylerin yerine koymaya başlar ve Cemal Süreya’nın anlatımına hayran kalır. Cemal Süreya bireyi merkeze alarak hisleri ve sezgileri şiirinde bolca kullanmıştır. Rasyonel bir zeminden çok entüisyonizm hakimdir Cemal Süreya’nın şiirlerinde. Dolayısıyla Cemal Süreya, bu yönüyle varoluşçu edebiyata kaymaktadır. Tıpkı varoluşçu Baudelaire gibi Cemal Süreya da şiirlerinde varoluşu merkeze almıştır. Bu sebeple yer yer özden kopsa da Cemal Süreya, eserlerinde açıkça varoluşçu izler taşımaktadır.

Sakallı Cemal Süreya
Cemal Süreya, Yaş Kemale Erince

Bunun yanında Cemal Süreya, şiirlerinde yer yer kinayeli anlatımlara da yer vermiştir. Cemal Süreya, zaman zaman ironik anlatımlar yoluyla da okuruna anlatacaklarını ileten bir şairdi. Çünkü Cemal Süreya’ya göre hayatta ciddiyet kadar neşe de önemliydi. Dolayısıyla Cemal Süreya, şiirlerinde mizahi ögelere de epey yer vermişti. Bunun yanında renkli kişiliğinin bir yansıması olarak Cemal Süreya, şiirlerinde pek çok zaman ironik betimlemeler de kullanarak anlatımını kuvvetlendirmiştir. Bunun bir sonucu olarak Cemal Süreya, okurlarını düşündürdüğü kadar güldüren de bir şair olmuştur. Cemal Süreya’nın şiirlerinde yer yer hakim konuma gelen absürdizm teması, tüm konsantrasyonunuzu bir kenara koyup sizi kahkahalara boğmaya hazırdır adeta her an. Özetle Cemal Süreya, şiirlerinde kapalı anlatımın yanında mizahi söylemlere de önem vermiş ve ironik ögelere kapıyı açık bırakmıştır.

Cemal Süreya’nın şiir anlayışını özetleyecek olursak; kapalı bir anlatımı benimseyen Cemal Süreya, şiirlerinde aşk temaları, İkinci Yeni etkisi, Ustalıklı dil kullanımı, erotizm ve mizahi ögelerle öne çıkmıştır. Cemal Süreya’nın en belirgin özelliklerini vücuda getiren bu hususlar, onun şiirini anlayabilmek için bilmemiz gereken kavramların başında gelirler. Aşkı bilmeyen biri Cemal Süreya’dan neyi ne kadar anlayabilir ki? Veya erotizmi sapkınlık olarak gören birisi Cemal Süreya’nın bu dil kullanımına nasıl açabilir kendini? Bilakis Cemal Süreya’nın şiirleri, açık düşünce ve biraz da hayat tecrübesiyle birleştiğinde son derece anlaşılır olacaktır. Okur, Cemal Süreya’nın mısralarından oluşan bu labirentte dikkat kandilinin ışığıyla yolunu bulacak ve şiirin içine girecektir. Cemal Süreya’nın şiirlerine dalmaya başlayan okuru bunun ardından anlamı deşme aşaması karşılayacaktır. Şiirleri derinlemesine düşünen okur zamanla Cemal Süreya’nın anlam arayışını deşecek, altınlarını saklayan o toprağı atacaktır üzerinden. Nihayet Cemal Süreya’nın altınlarına kavuştuğundaysa tarifsiz bir huzur bekliyordur onu…

Aşk Hayatı ve Aşka Bakışı

Güçlü bir kalem olmanın yanında Cemal Süreya, aynı zamanda tutkulu bir aşıktı da. Aşka tutkuyla bakan Cemal Süreya, onu olağan bir his olarak değil, hayatın doğrudan anlamı olarak görür. Aşkını güçlü hallerle yaşayan Cemal Süreya, aynı zamanda duygularını da kesif bir biçimde hisseder ve yansıtırdı. Cemal Süreya’nın duygu dünyası ve haleti ruhiyesi, her daim pek yoğundu. Duygularının ağırlığını onları şiirleri için bir yakıta dönüştürerek bastıran Cemal Süreya, şair kimliğini bina ederken aşklarından çokça yararlanmıştır. Sevmek, özlem duymak ve ayrı düşmek gibi duyguları yoğun bir biçimde yaşayan Cemal Süreya, bu hissiyatı şiirlerine de yansıtmıştır. Onun şiirleri baskın duyguların bir sonucudur. Şiire duyduğu aşkın yanında Cemal Süreya, aynı zamanda aşkını da şiirsel hale getirirdi ister istemez. Şair kişiliğini frenleyemeyen Cemal Süreya, hayatını adadığı bu tutkulu aşkı daima şiirlerine yansıtmış, bir başka deyişle Cemal Süreya aşkını şiire dökmüştü. Cemal Süreya’yı bu kadar büyük yapan da yalnız içinden geleni dışavurmasıydı belki de.

Cemal Süreya ve Tomris Uyar
Cemal Süreya ve Tomris Uyar

Aşk kavramını iki yönden ele alır Cemal Süreya: Bedensel ve Ruhsal. Aşkın bedensel tarafı bahsettiğimiz üzere Cemal Süreya’nın şiirlerinde erotizm halinde tezahür etmiştir. Bu bedensel taraf Cemal Süreya’nın aşka adanmasındaki temel sebep olmamakla birlikte, güçlü bir ateşleyici olduğu açıktır. Şiirlerinde aşkın duygusal yönüne değinen Cemal Süreya, aşkın ruhsal yönünü de ihmal etmez. Şiirlerinde duygularının kesafetinden boğulan anlam yoğunluğu, Cemal Süreya’nın aşkının ruhani boyutunun bir tezahürüdür açıkça. Bunun yanında aşkı idealize eden Cemal Süreya’nın yer yer gerçeklikten koptuğunu da söyleyebiliriz. Bir bakıma aşk kavramına platonik bir aşkla bağlıdır Cemal Süreya. Onun aşk anlayışında idealler vardır. Bu sebeple Cemal Süreya yer yer gerçekten kaçar, bu ideallerine sığınır şiirlerinde. Şiirinin merkezine aşkı koyan Cemal Süreya, kısacası tam bir aşıktır.

Ölümü ve Ardından

Aşk şairimiz Cemal Süreya, 1959 senesinde İstanbul’da kalp rahatsızlığına bağlı olarak hayatını kaybetti. Cenaze namazı Şişli Camiinden kaldırılan Cemal Süreya, Zincirlikuyu Mezarlığında yatmaktadır. Ölümünün ardından adını İkinci Yeni Şiirine altın harflerle yazdıran Cemal Süreya, günümüzde şiirleriyle halen etkisini sürdürmektedir. Şiirlerindeki cinsellik ve erotizm temalarıyla Türk Şiirinde tabuları yıkmayı hedefleyen Cemal Süreya’nın bu konuda başarılı olduğunu da söylememiz gerekir. Çünkü şüphe yok ki Cemal Süreya’nın ölümünün ardından Türk Şiirinde erotizm ögeleri çoğalmıştır. Bunun yanında vefatının ardından anısı daima canlı tutulmaya çalışılan Cemal Süreya, hala her sene çeşitli edebiyat etkinliklerinde anılmaktadır. “Cemal Süreya Anma Geceleri”  ve “Cemal Süreya Edebiyat Ödülleri” bunlar arasında en popüler Cemal Süreya anma etkinlikleridir. Günümüzde de en çok konuşulan ve okunan Türk Şairlerinden olan Cemal Süreya, güçlü kalemiyle ve ustalıklı anlatımıyla izini edebiyatımıza bir daha hiç silinmemek üzere bırakmıştır.